trabzon toprağından şairler - 5 :subutay hikmet karahasanoğlu

2008-05-27 14:42:00

 

 

 

 

           arayışların şairi: Subutay Hikmet

 

                                     Ali Mustafa

 

 “ölmek diye bir şey yok birbirini görmemek var bir daha”

 

1925’de Trabzon’un Kavakmeydanı Mahallesi’nde doğan Subutay Hikmet Karahasanoğlu,  kırk yıllık şiir ve hukuk birikimiyle, çıkardığı Saçak şiir dergisiyle yayınlanmış beş şiir yapıtıyla yöremizden yetişen şairlerden...

           İlkokulu babasının görevi nedeniyle değişik illerde okuyan Subutay Hikmet, ortaokulu ve liseyi Trabzon da okur.1942’de liseyi, 1946’da Hukuk fakültesini bitirir.1950–1953 Badırma, 1954 Sandıklı, 1955 yıllarında Çayeli’nde hâkimlik görevinde bulunur.1955–1969 arasında Trabzon’ da avukatlık yapar. 60’lı yıllarda bir ara politikaya atılır,1969’da TİP Trabzon milletvekili adayı olur. Daha sonra asıl uğraşı olan şiir ve hukuka yönelir.1970’ten sonra İstanbul’da avukatlık mesleğini sürdürür.1 Mart 2006’da aramızdan ayrılır.

             İlk şiiri Trabzon Halkevi Dergisi İnan’da çıkaran Subutay Hikmet şiirle olan serüvenini 40 yıldır sürdürür. Sanatla, edebiyatla olan bağlantısı 1940’lı yıllara değin uzanan şair 1949 da Trabzon ‘da Halit Tanyeli ve arkadaşlarıyla Değirmen dergisini çıkarır.

           Ülkü, Kaynak, Fikirler, Oluşum, Yazın, Yazko Edebiyat, Akdeniz, Kıyı ve kendisinin 29 sayı çıkarttığı Saçak dergilerinde şiirleri çıkar.

            İlk şiir yapıtı Hepsibir Dörtlükler 1968’de yayınlanır. Daha sonra Gece Aydınlığı (1969) Dünyanın Tadı (1969), Ateş Çiçeği (1976) çıkar. Son yayınlanan kitabı ise Zaman Bo-yutu’dur (1985), Beyzayı Tanır mısınız adlı çocuk şiirlerini 1977’de Saçak dergisinin eki olarak yayımlar.1942 yılına değin uzanan Anılar’ını yayımlar ama dağıtıma sunmaz (1978)

            Şair son çalışmalarını Şiirlerle Nasrettin Hoca, Atatürk Dedim Önce Sonra Gene Atatürk, Bir Kuşun İki Kanadı adıyla yayımlamıştır.

    Subutay Hikmet 60. yaş kesitiyle Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı 1985’e alındı. Şiiri “sürekli yenilik getiren bir sanat dalı” olarak algılayan Subutay Hikmet “arayışların şairi”dir.40 yıllık şiir serüveni başlangıcından beri dinmek bilmeyen arayışlarla doludur. İlk şiirleri kendi deyimiyle bugün vardığı aşamadan çok gerilerde ürünlerdir.1968’de Trabzon’da yayımlana ilk yapıtı Dörtlükler bir bakıma çağdaş rübai örnekledir. 20 dörtlükten oluşan bu ilk yapıtındaki şiirler mistisizmle yoğrulu aşkın, yaradılışı düşüncesinin, arayışların örneklerini yansıtır:

            Çok sevgili, bütün çıplaklığınla ortaya çık

            K, gerçek neymiş aydınlansın azcık

            Madem kara balçıktan yaratılmışız

            Görelim nasıl şeymiş bu balçık

 

           Subutay Hikmet’i Garip Şiiri’ne yakınlaştıran şiirler Gece Aydınlığı’nda toplan-mıştır.1966–1969 yılları arasını kapsayan bu ikinci yapıtındaki şiirlerinde de şair dörtlük biçimini sürdürür: “Bütün mesele işte / Kurtla kuşla birlikte / müşterek gidişte/Kalabalığa karışmak” gibi söyleyişlerle düşünsel yönü ağırlık basan şiire yönelir Subutay Hikmet. Aşk, yaşama sevinci, doğa sevinci ve esprili söyleyişle Garip Şiiri’ne yaklaşım, şiiri işçiliğiyle göze çarpar Gece Aydınlığı’nda.

           Üçüncü yapıtı Dünyanın Tadı’nda 1647–1969 yılları arasını kapsayan şiirler var. Garip Şiiri ile aynı yıllara denk düşen bu şiirlerde o akımın izlerini görmek olası. Yalın, süslemesiz, içten bir söyleyiş egemendir bu şiirlerde:

 

            Kusursuz bir mayıs sabahı

            Yanından bir çift geçmeye görsün

            İçi burkulur için titrer

            Bekarlığı öven şiirler

 

            İlk şiirleriyle Subutay Hikmet’i Garip akımına yerleştirmek on doyum saptama olur. Tuncer Ucarol yaptığı bir değerlendirmede Subutay Hikmet’i Garip Akımı’ndan sayar: “Subutay Hikmet’in Dünyanın Tadı’ndaki şiirlerde 1950 yılı öncelerinin sevimli şiirleri esiyor. İnsanın içimi gülümsetiyor… Gündelik yaşama, aşkın gündelik yaşam içindeki yeri ve doğallığı, yaşama sevinci, yalınlık, Türkçe’nin zorlanmadan kullanılması, doğa sevgisi, espiriler… Sabutay Hikmet Garip Şiiri’ne zenginlik katıyor. Onların adı sayılırken Subutay Hikmet de anılmalı artık” (Hâkimiyet sanat dergisi Şubat 1980).

           Behçet Necatigil’in deyimiyle “1940 kuşağı şiirini izleyen” Subutay Hikmet toplumsal olguları ayrıntılı bir gözlemle yansıtır şiirlerine. Dünyanın Tadı’ndaki son şiiri “Ölü Muayene Zabıta Varakası ve…” adlı şiiri 1954 tarihini taşıyan yoğun bir gözlemin örneğidir:

 

            Ve şimdi şu anda

            Karacivan’da küçük Zehra

            Güneş tepeye yaklaşıyor

            Ulus-Bakanlıklar treylobüsleri tıklım tıklım memur taşıyor

            Büyük büyük vitrinlere hanımlar durmuş bakıyor

 

           Subutay Hikmet’in 1976’da Kayseri’de Ozanca Yayınları’nca yayımlanan dördüncü şiir kitabı Ateş Çiçeği 1969–1976 yılları arasındaki şiirleri kapsıyor. Şair bu yapıtında da önceki yapıtlarında da uyguladığı ilkeyi bozmamış ve ilk yapıtlarından örnek şiirler taşımış. Böylelikle Ateş Çiçeği, Subutay Hikmet’in şiirlerindeki değişim serüveninin harmanlayan bir kitap olmuş.

           Aşk şiirlerinde “Âdem Havasını sevmiş/ Subutay da seni” ,  anılara yapılan gönder-melerden, “Çakal ulumaları gelir şimdi karanlıklardan / O kuzey köyünü gecelerinde”. Özellikle şairin yaşadığı yöreleri anlatan şiirleriyle: “Soğuksu Polita Kisarna /Eminim yerli yerinde/Oysa ben neredeyim şimdi/Gençliğim nerde” mistik ve giderek metafiziğe yönelen söylemle: “Yılları dakikalarla yaşamak çabuk çabuk ulaşmak sona/Bir yerde kavuşmak O’na / Çekirdek aynı değişen kabuk” toplumsal boyuttaki şiirleriyle: “Ekmek diyarına katar katar / Giderler kuşları o yurdun” diyen Subutay Hikmet’e özgü Atatürk şiirleriyle Ateş Çiçeği şairin olgunluk ürünüdür.

            Subutay Hikmet, Garip Şiiri’nden, 1940 Kuşağı şiirinden yola çıkarak, şiirine siyasal bir yörünge aramadan Zaman Boyutu’yla vardığı metafizik yoğunluğu olan şiirlere doğru 40 yıllık bir süreçte hep sonsuz arayışların şairi olmuştur. Bu arayışı şiire saygısındandır

            Şiiri hep ciddi bir sanat üretimi olarak algılayan Subutay Hikmet kendi kişiliğini bir ‘ben’ süzgecinden geçirerek şiirlerine taşımıştır. Ahmet Özer yaptığı bir değerlendirmede O’nun bu yönünü vurgular: “Onun yüreğini dolduran doyumsuzluk, içindeki dinmeyen coşku yeni arayışların peşinden sürüklenen bir yaşamı beraberinde getirmiştir. Siyasal bazda şiirine bir yörünge aramadan ‘ben’ merkezli bir şiirle soluk alıp vermiştir… Yaşam serüvenini çoğu zaman şiirine taşımış, şiir-yaşam ikilemiyle yerellik ve ulusallık boyutlarında gezinmiştir. (K. Sanat, sayı 66).

            Subutay Hikmet’in son yapıtı Zaman Boyutu şiirinin vardığı boyut yansıtması açısından üzerinde durulması gereken bir kitap. Zaman Boyutu adı şairin dinmek bilmeyen arayışlarının metafiziğe yönelişini yansıtıyor. Özellikle Münacat şiiri onun bu yönünü örneklemesi açısından ilginç: 

 

            Tüm giysiler dökülür lime lime akibet

            Ne bir tek kemik kalır ne de bir dirhemlik et

            Yüce Mevla al beni mürebbi ellerine

            Sonsuz dertlerle yoğur, inandır, terbiye et.

 

            Subutay Hikmet, yerellik ve şiir üzerine görüşlerini bir söyleyişte şöyle vurgulamış: “Şiir yaşamdan kaynaklandığından folklorik öğelerin doğal olarak da yerel sözcüklerin oluşturdukları yerel söyleyişlerin şiirde ortaya çıkması olağandır” Bu düşüncesiyle yer yer şiirlerinde Maçka, Çömlekçi, Nara vb. gibi yer adlarını şiirine konuk etmiştir.

            Yayımlandığı beş şiir kitabıyla, yayıma hazır yapıtlarıyla, çıkarttığı Saçak şiir dergisiyle kırk yıldır kendi kişiliğinde ve şiirlerindeki arayışlarla geçen 70 yıllık bir ömrün simgesi olan Subutay Hikmet, Trabzon toprağından yetişen şairlerdendir. Türk şiirinin bu “küskün çiçeği” şimdiden edebiyat tarihinde yerini almıştır.

 

                          DAUSSILA

 

                Maçka’da bir köy, kasabaya yakın

                Bahçelerde dağılmış evler

                “Karşıdan geliyor boyuna bakın”

                Gençliğimi bıraktığım yerler

                Beni unutmayın sakın

                Beni unutmayın sakın

 

                Soha, Laha, Kamaha

                Gözlerimde bin yeşil

                O günlere bir daha

                Dönmesi mümkün değil

                Oysa canlılar hâlâ

                Soha, Laha, Kamaha

 

                Ağaçtan ağaca uçtu bir kise

                Kanatlarında dünya

                Yol üstü “Eskimedrese”

                Yürekler açık gönüller fora

                Yerliyerinde “Atlıkilise”

                Ağaçtan ağaca uçtu bir kise

          

                “Yazılı gürgen” yüce mi yüce

                Dorukları uzanır göklere

                Gurbet ellerinde ölsem de

                Alın bu topraklara verin

                Getirip beni güzelce

                Getirip beni güzelce

 

               Subutay Hikmet Karahasanoğlu

 

Kıyı,Nisan 1987,Sayı:13

152
0
0
Yorum Yaz