alimustafa 12 Takipçi | 0 Takip

trabzon toprağından şairler- 4: bedri rahmi eyuboğlu

2008-05-27 14:20:00

 

                 "şiirin ressamı resmin şairi":

 

                 Bedri Rahmi Eyüboğlu

 

                                               Ali Mustafa

     

            1913'de Görele'de doğan Bedri Rahmi Eyüboğlu, Maçkalı ünlü Eyüboğulları ailesindendir.1927'lerde Trabzon Lisesi'nde okuyan Bedri Rahmi o yıllarda daha çok edebiyata meraklıdır.

            İlk şiiri Muhit dergisinde çıkar. Bu onun sanat hayatının başlangıcı olur.1929 yılında Bedri Rahmi İstanbul'a gider. Akademiye girer. O yılları Kardeş Mektupları’nda anlatır.1929'da İstanbul'dan babası Rahmi Bey'e (Trabzon'a) yazdığı mektubunda:  Ahmet Haşim'in dersi çok zevkli oluyor. Anatomi dersimize pek yetenekli bir hoca Mahir Bey geliyor.”

           Akademi'ye giren Bedri Rahmi de, resim tutkusunun başladığını görüyoruz. İbrahim Çallı ve ağabeyi Sebahattin Eyüboğlu'nun öğüdü ve katkılarıyla 1930'lu yıllarda Fransa'ya gider. Trabzon’dan İstanbul'a oradan da Fransa'ya uzanan bu serüveni ayrıntılarıyla Kardeş Mektupları'nda izleriz: "Babacığım... Hesapça bu ay Paris'e gidiyordum... Paris’te barınmak sorununu uzun uzun ağabeyle düşünmüştük... Ve size de yazmıştık. Paris’e gidecek, ucuzca bir oda arayacaktım. Atölye parasını konuşacaktık."(Bedri Rahmi'den Babasına,18 Mart 1932, Lyon)

           Paris'te kaldığı üç yıl onun ressam kişiliğini açığa çıkarır.1933'de Fransa'dan dönünce, çağdaş resim sanatının ilk yenilikçi kuşağı olan D Grubu'nda yer alır.

           1937'de Akademi'ye öğretim görevlisi olur. İlk incelemesini “Ressam Nazmi Ziya'nın Hayatı” oluşturur (1937).1939–1941 yılları arasında askerliğini yapar.1941'de ilk şiir yapıtı Yaradana Mektuplar’ı çıkarır.

           1942'de Çorum'a zorunlu gidişi onu resim ve şiirde kaynağa (Anadolu'ya) döndüren ilk etken olur. Çorum’dan Ekim 1942'de ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu'na yazdığı mektupta:İskilip'te bir hafta kaldım. Memlekete girerken aklımı oynatacaktım. Bütün Anadolu anılarını bir araya toplasak bile yine de tasarlayamayacağımız bir memleket... Ağabey, resim için bundan daha olağanüstü bir yer düşünemezdim. Tam arayıp da bulamadığım dağlar. Sonra şehir. Dere boylarına salkım saçak sıralanan Orta çağ evleri. Dağ manastırlarından fırlamış siyah elbiseli, ağır başlı, hırçın yüzlü adamlar. Bunların yanında rengârenk köylü demetleri..."diyerek Anadolu’nun görkemi karşısında sarsılır. Bu yıllar Bedri Rahmi'nin resim ve şiirde özgün kişiliğinin oluştuğu yıllardır.

            Akademi'de profesörlüğe yükselen Bedri Rahmi, 1960–1963 yılları arası Amerika'da kalışının dışında bu görevini ölümüne değin sürdürür.

     Muhit, Yeni Adam, Tan (1928–1934)dergi ve gazetelerinde ilk ürünleriyle tanınan Bedri Rahmi, daha sonraları dönemin öncü sanat organlarına yazar. Yazmak, resimle atbaşı giden bir tutkudur onda. Bu tutkusunu:Benim ilk gözağrım da yazı, daha resmin R'sinden haberim yokken birkaç yazım dergilerde, gazetelerde basıldı. Lise sıralarında sıkıntıdan boğulmak üzereyken bana cankurtaran simidi diye, resim yerine edebiyatı atsalardı şaşmadan yazıyı seçerdim. Yazmaya çoktan hazırdım.(B.Rahmi, İster Yaz İster Yazma, Cumhuriyet,21 Aralık 1974) diyerek, yazılarına da yansıtır.

            Ses, İnsan, Gün, İnkılâpçı Gençlik, Büyük Doğu (1938–1944) yayım organlarında ürünleriyle görüle Bedri Rahmi’nin, 1946’dan sonra sürekli Varlık dergisinde şiir ve yazıları çıkar.1950–1952 arası Yeditepe daha sonraki yıllarda zaman zaman Cumhuriyet gazetesinde yazar.

            Bedri Rahmi, resimle şiiri kaynaştıran bir sanatçıdır. Bu özelliğini resim ve şiirlerinde görmek olası. O bir bakıma "şiirin ressamı resmin şairi”dir. Şiirlerinde renk ve resim öğesi yoğundur. Bunu sözcüklere değin indirgemiştir. Şiirlerinde ressam Bedri Rahmi'nin gözleriyle bakar dünyaya:

 

Kolu mor, kanadı yeşil 

Halinden şikâyetçi değil

Yeşil yeşil yeşil

Dondurma kutusu üstünde

Üç kırmızı çiçek

Canımın içi kadar sıcak

Dilediğim kadar kırmızı

Özlediğim kadar gerçek

 

           Bedri Rahmi'ye göre:“resim şekillenmiş şiirdir.” Bu anlayışını dizelerine tablolarına işlemiştir.

           Bedri Rahmi, Anadolu insanının hayatına ve sanatına dönük gelenek ve inanışları, yerli motifleri kendi yorumuyla şiirleştirir. Bu halk sanatına duyduğu hayranlıktan kaynaklanır. Çoğu kez halk şiirinden yararlanır. Bunu yaparken kendinden pek az şey katar. Özellikle türkülerinden, ninnilerinden, tekerleme ve masallardan yararlanır. Eyüboğlu’nun şiirinin kaynağı Anadolu’dur, Anadolu uygarlıklarıdır:  “Bu Anadolu var ya bu Anadolu Misli menendi görülmemiş cömert ana”

           Eyüboğlu'nun şiirlerinde uçsuz bucaksız bir Anadolu tablosu görürüz. İnsanlarıyla, gelenekleriyle, yoksul yaşantısıyla, renkleriyle, kilimleriyle koca Anadolu gelip yerleşir Bedri Rahmi'nin şiirleriyle:

 

Ömrü billâh okul yüzü görmemiş

Ak ellere kurşun kalem değmemiş

Kaderine küsmüş bize küsmemiş

Kilimi dokuyan ellere kurban

 

          Adnan Binyazar, B.Rahmi'deki Anadolu olgusunu şöyle anlatır: “Bedri Rahmi'nin hangi dizesine bakarsınız, hangi satırını incelerseniz Anadolu insanını bulursunuz. Anadolu insanından evrensel insana varmıştır. Ulusalı değerlendirmesi böyledir Eyüboğlu'nun.” (Varlık, Kasım 1975)

           Bedri Rahmi' nin ilk şiir kitabı Yaradana Mektuplar Garipçiler’in çıkış dönemine rastlar. Öz ve biçim bakımından Garip Şairi'yle aynı yataktan akan şiir anlayışında görülür. Ölçü ve uyağı önemsemeyen bir biçimden yana olduğu için anlatımdan rahatlık, dilde savrukluk görülür ilk şiirlerinde. Şiir işçiliğini pek önemsemeyen Bedri Rahmi bu tutumunu Dol Karabakır Dol’a değin sürdürür.

           Bedri Rahmi  “Güzel İle Faydalı”nın sanatçısıdır.  “Güzel faydalı olmalı / Güzel dediğin işe yaramalı”düşüncesini ilke edinen sanatçı aynı zamanda bir düşünce adamıdır. Anadolu kültürünün yazılarında bu anlayışla ele alıp işlemiştir. İncelemecidir, araştırmacıdır. Daha çok folklorik gezi yazılarından oluşan Tezek adlı yapıtında bir folklor adamı, araştırmacı olarak çıkar karşımıza:“Diyeceğim şu ki dostlar, biz memleketten çıktık mı pir çıkıyoruz. Peki, memleketin aydın çocukları birbiri arkasından İstanbul'a, Ankara'ya yerleşirse o güzel yapıları kim kuracak? Trabzon'un Maçka ilçesinde doğmuş aydın Maçka'ya ömrü billâh uğramazsa piyanoyu Maçka'ya kim götürecek? Kim çalacak, kim oynayacak? Kemençeye, horona can kurban ama bütün ömür boyu horon çekilmez ki.”  diyerek aydınların takındıkları tavıra eleştirel bir yaklaşımda bulunur.

          Yazmak Bedri Rahmi için aydın sorumluluğudur. Bu konudaki düşüncelerini 21 Aralık 1974 tarihli Cumhuriyet'te şöyle dile getirir:  “Şuna inanıyorum. Yazmak şart. Yazmak bir borç. Kaçınılmaz bir görev. İçinden geleni yazdın mı yalnız dost değil düşman da edineceksin. Bazan ekmek parandan bazen de en sevdiklerinden olacaksın. Ama kurtuluş yok yazacaksın, yurdunu seven her okur-yazar gibi kendini yazmağa zorlayacaksın.(B.Rahmi, İster Yaz İster Yazma, Cumhuriyet, 21 Aralık 1974)

         Bedri Rahmi, yaşama sevincinin, umudun, güzelin şairi olmuştur hep, sevgiyle bakar dünyaya:

Aşk gelince cümle eksikler biter

Gül gülistan olur virane

Samanlık seyran kabul.

Halü keyfiyet bu merkezdeyken

Sevmek bu dünyayı çerden çöpten

Sevmek bir zerresin ziyan etmeden

Sevmek durup dinlenmeden sevmek

Mümkün müdür ey dost mümkün müdür 

 

         Yazdığı yüzlerce yazı ve şiir, ak tuval üzerine nakışladığı renkler sevginin kanıtıdır. Halk sevgisi, barış özlemi, kimileyin de ölüm, onun şiirlerinin örgüsünü oluşturur.

         Yaradana Mektuplar'ı 1941'de yayımlanan Bedri Rahmi üretken bir sanatçıdır. Özellikle şiir alanında unutulmaz eserler vermiştir. Aşk şiirleri, Anadolu motifli dizeler, onun en başarılı ürünleridir. İlk şiirleri yüksek sesle okunabilecek şiirlerdir. Bunu Karadut (1944) ve Tuz (1952) yapıtlarında en güzel söyleyişiyle görürüz:

 

Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulum

Günahımsın, vebalimsin

 

          Bedri Rahmi Eyüboğlu, Dol Karabakır Dol (Bütün şiirleri, 1985),Canım Anadolu (nesirler, gezi yazıları, 1953), Deli Fişek (sanat ve düşünce yazıları, 1975) , Tezek (gezi ve deneme yazıları, 1975), Resme Başlarken (öğretmen ve sanatçı kişiliğini yansıtan resim üzerine yazılar, 1986) Kardeş Mektuplar (1920'lerden 1960'lara değin süren S.Eyüboğlu, B.Rahmi Eyüboğlu ve babaları Rahmi Bey'in mektuplaşmaları, 1985) yapıtlarını, Anadolu nakışlı tabloları, büyük boyutlu duvar resimlerini, mozaikleri, yazmaları, kilim nakışlı şiirlerini ve yüzlerce yazıyı ardında bırakarak 21 Eylül 1975'te gözlerini sözcüklere ve renklere kapar:

 

Dün sabah işe giderken

ölümü gördüm

ölümü

Ansızın kesti yolumu

Usulca tuttu kolumu

korkma

dedi

 

 

trabzon deyince

 

Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir

Bahçeler dolusu zindan yeşili

İçin için kandil kandil ballanır

Kandiller içinde bir kandil yanar

Bir kız deli gibi koşmaya başlar

Yanaklarında Amoftaların alı

Dudaklarında karayemişlerin moru

Göğsünde... elinin körü

 

Trabzon deyince aklıma Soğuk su gelir

Soğuk su deyince bir dizi kareymiş ağacı

Kareymişlerin altında biri kız biri oğlan iki çocuk

Ne çocuğu iki belâ iki hışım

Nefesim kesilinceye kadar kovalamışım

Düştüm düşmesine 45'ten 30'u

15 yaşındayım

 

Trabzon deyince aklıma kemer kaya gelir

Kayanın dibinde bir kız soyunur

Bir sarışın şimşektir çakar kamaşır gözlerim

Bir saniye bile sürmez olan biten

Ama kaya yarılmıştır çoktan derinlemesine

Orta yerinden

Bir suret

Bir çırılçıplak aydınlık

Ölesiye saplanıp kalmıştır artık

Kayanın dibinde bir kız soyunur

Doya doya bakmaz Mernuş uyanır

Şimdi durmuş kötü kötü düşünür

Trabzon deyince aklıma Faroz gelir

 

Kara kara kazanlar hatırlarım dizi dizi

Kurşun gibi ağır bir balık yağı kokusu

Kırar kolunuzu kanadınızı

Hantal bir bulut güçbelâ havalanır

Bulutun içinde yüzlerce Yunus ağır ağır

Yarım kalmış bir deniz türküsünü

Deniz dibi yeşilini katran morunu

Gök mavisine katmaktadır

Sonra ağır başlı zinosların bembeyaz uğultusu

Dünyanın bütün denizleri de yetim yapayalnız

Dünyanın her yerinde beyaz, sessiz, sevimli

Martıya zinos derdik değil mi?

 

         bedri rahmi eyüboğlu

                                                        

 Kıyı,Eylül 1986,Sayı:6

2696
0
0
Yorum Yaz