Ali Mustafa - ÇOCUKLUĞUN ATLARIYLA PARİS

2013-09-09 02:43:00
Ali Mustafa - ÇOCUKLUĞUN ATLARIYLA PARİS |  görsel 1

Aramızdan ayrılışının 29. yılında ölümsüz sanatçı Yılmaz Güney'e saygı...   ÇOCUKLUĞUN ATLARIYLA PARİS   “üç bilinmeyenli eşitsizlik sistemleri”yle özgürlükten alınmış söylenceler kırlangıcı çocukken kimsenin atı olmamaya karar vermişti şimdi çocukluğun atlarıyla paris’te   “soba, pencere camı ve iki ekmek istiyoruz” roman sayfalarından hayata düşürülen çığlık “selimiye mektupları", "sanık", "salpa", "hücrem” adanmış bir ömrün yürek uçları   pamuk tarlalarında kopan film şeridi çukurova’nın "endişe"si, atarabacı cabbar’ın "umut"u doğu’dan göçerlerin, yurtsuzların "sürü"sü  bir uçtan bir uca ülkesi sinemasında "yol"   iri kehribar gözlerinde hüzünlü bir coğrafya öldü ölümsüzlüğü deneyerek gülüşü kaldı bizde başucunda tekerlekli sandalyesiyle tanilli bu filmin donan son karesinde bir dosta dokunuş   ALİ MUSTAFA   * Çağdaş Yangınlar, Cem Yayınevi, 1992  ... Devamı

Ali Mustafa- Beşirli'ye Dikilen

2013-04-28 08:51:00
Ali Mustafa- Beşirli'ye Dikilen  |  görsel 1
Ali Mustafa- Beşirli'ye Dikilen  |  görsel 2
Ali Mustafa- Beşirli'ye Dikilen  |  görsel 3
Ali Mustafa- Beşirli'ye Dikilen  |  görsel 4
Ali Mustafa- Beşirli'ye Dikilen  |  görsel 5

Trabzon-Beşirli'ye Dikilen "Mandal Heykeli" Üzerine Birkaç Not Ali Mustafa       Trabzon Beşirli’ye dikilen “Mandal Heykeli”nin haberini viratrabzon’dan okuduk ilk olarak. Sonra bu haber diğer yerel medyaya, internet sitelerine de yayıldı. En son odatv’de haberi bir kez daha okuduk. Trabzon, “mizah” konusu olmuştu habere göre.    “Mandal Heykeli” sanatçı Mehmet Ali Uysal’a ait.    İlk olarak Belçika’da Park Chaudfontaine’de sergilenmiş. Mehmet Ali Uysal, eserlerinde “izleyici için alışılmadık bir bağlamda gündelik nesneleri kullanıyor.”        “Mandal Heykeli”  diye tanımlanan yapıt, heykel sanatçısı Mehmet Ali Uysal’ın “Ten”  adını verdiği kavramsal bir heykeldir.  İlk bakışta verilen anlamlandırmayla açıklanması kolaycılıktır. Belçika’daki parktaki tasarımın kötü bir kopyası olan Beşirli’deki  “Mandal”ın özgün yapıtla uzaktan yakından ilgisi yok.  Tasarımı ilkel. "Mandal"ın Trabzon’la nasıl bir bağlantısı kuruldu?  Heykel  oraya  niçin dikildi?  Sorulması gereken çok soru var. Trabzon belediyesinin kendi yöresini yansıtacak motifleri kullanmak yerine bir de halkla dalga geçer bu tavrı  asla kabul edilemez.     "Mandal Heykeli" de bu bağlamda değerlendirilecek; kuşkusuz, mekân ve düzlem açısından ele alınacak bir yapıt. Yapıtın “mizah” konusu edilmesine karşı bir duruş sergilemek gerek. Burada sanat yapıtlarının kendi düzleminden koparılması ve bambaşka bir boyut ve mekânda sunulması söz konusu, “mizah” belki o zaman ortaya çıkıyor. “Mandal Heykeli&rdquo... Devamı

KIYI...Mayıs-Haziran 2013...283 . sayı

2013-04-22 10:09:00
KIYI...Mayıs-Haziran 2013...283 . sayı |  görsel 1

Bu Sayıda Talip Apaydın - Mutlu Toplum, Mutsuz Toplum........................................................1 Hikmet Aksoy - Karikatür............................................................................................1 Remzi İnanç - “Çocuğu Olmayan Ne Anlar…” ya da Maksat Muhalefet Olsun.2 Hüseyin Atabaş - Toplumsal Gerçekçilik Çağrışımları.........................................4 İsmail Uyaroğlu - 6 Mayıs (Şiir)..................................................................................7 Ahmet Özer - Serap/a (Şiir)........................................................................................7 Attila Aşut - Memleket İsterim, Döneklerin Olmadığı............................................8 Necdet Adabağ - Cahit Sıtkı Tarancı Şiirinin Çevirisi Üstüne..............................14 Efnan Dervişoğlu - Ahmet Naim’le Beklenmedik Bir Karşılaşma......................16 Raif Özben - Dağlarca Şiirinde Sessel İmgeler......................................................20 Ruhi Türkyılmaz - Tören Kuşları (Şiir)......................................................................23 Endre Ady - Fransızcadan Çeviren: Yaşar Atan......................................................24 Semih Poroy - Atardamar /  Zamanımızın Bir Kahramanı: Turgut Çeviker / İrfan Yalçın - Ahmet Say - Tan Oral - Eray Özbek - Ümit Öğmel - Erol Özdemir - Gültekin Emre - İzel Rozental - Enis Batur - Turgay Karadağ - Semih Poroy - Semih Gümüş -  Kadir Cengiz - Ohannes Şaşkal  - Sait Munzur - Erdem Çolak.................................................................................................................25 Mustafa Reşat Sümerkan - Fotoğraf........................................................................51 Dr. Mustafa Duman - Tr... Devamı

Ali Mustafa- Bir Kitabın Doğum Gününde

2013-02-07 20:08:00
Ali Mustafa- Bir Kitabın Doğum Gününde |  görsel 1

Ahmet Özer’den biyografi üçlemesinin son yapıtı: “Yazının ve Hukukun Aydınlık Penceresi Baki Akgül” Bir Kitabın Doğum Gününde Ali Mustafa İstanbul-Trabzon arası bir buçuk saat sürecek uçak yolculuğundayım. Yolculukları kitapsız düşünemem. Eskiden karayoluyla 16 saat süren İstanbul-Trabzon yolunda yanıma mutlaka bir iki kitap alırdım. Otobüsün ölgün ışığında kitap sayfalarında o uzun yolculukları tamamlardım. Bu kez kısa bir yolculuktayım, göz açıp kapayıncaya kadar Trabzon’a uçacağım. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’ndan aldığım kitaplardan birini çantama koymuştum. Osman Şahin’in Ölümün Süt Dişleri adlı kitabını okuyup bitirmeyi düşünüyordum. Öyle de oldu. Uçak Trabzon’a indiğinde kitabın son sayfasına gelmiştim. Osman Şahin sevdiğim bir yazar, her kitabını merakla beklemişimdir. 30 yıl önce Trabzon’un Arsin ilçesine sürgün öğretmen olarak geldiğinde tanışmıştık. Kırmızı Yel adlı çarpıcı öykülerin yer aldığı kitabını o yıllarda imzalayıp vermişti bana. Sonra birçok yapıtını okudum. Sinemayla iç içe bir yazarımız Osman Şahin. Birçok öyküsü de filme alınmıştır. Ölümün Süt Dişleri, sinemasal bir anlatımla başlıyor. Bir çocuğun zorlu yaşamına bir yolculuk bu. Torosların bir dağ köyünde geçen yoksullukla yoğrulu bir çocukluğu, kendi çocukluğunu anlatıyor Osman Şahin. Kendine özgü bir anlatımı, sözcük seçimi var. Öyle sözcükler bulup çıkarmış ki Toroslardan; alıp sizi o coğrafyayla götürüyor satırlar: “Bütün kayaların altından büngül büngül sular akardı.”  Osman Şahin, birbi... Devamı

Ali Mustafa- Fatih Eğitim Enstitüsü

2013-01-07 09:33:00
Ali Mustafa- Fatih Eğitim Enstitüsü |  görsel 1

Trabzon’da Cumhuriyetin Aydınlığında Bir Eğitim Kurumu Fatih Eğitim Enstitüsü * Ali Mustafa Trabzon Eğitim Enstitüsü, 1963-1964 eğitim-öğretim yılında Gazipaşa Mahallesi’ndeki Nemlioğlu Konağı’nda, öğretmen yetiştirecek iki yıllık yüksekokul olarak dönemin Milli Eğitim Bakanı Dr. İbrahim Öktem’in çabalarıyla 2 Aralık 1963’te, KTÜ ile aynı günde açıldı. İlk yıllarda Trabzon Eğitim Enstitüsü kadrosunun bir kısmı Trabzon Lisesi’nden, bir kısmı da Trabzon Öğretmen Okulu’ndan gelenlerden oluşmuştu. Kemal Ülker, Aliye Aşurbaylı, Mazhar Kükey, Lütfiye Duman, İlhan Duman, Memduha Çimşit, Remzi Doğar, Burhanettin Tüzün, daha sonraları Yılmaz Erkum, Halim Yahyaoğlu, Muharrem Sevdin Trabzon Lisesi’nden; Ahmet Gürsoy, Ahmet Can Bali, Rasim Şimşek, Ömer Çebi, Sait Aydemir de Trabzon İlköğretmen Okulu’ndan buraya atanır. Kimi öğretim görevlisi de değişik illerden gelip okulda görev yaparlar. Avukat Necmi Duman ile Hasan Güven de dışarıdan derslere girer. Trabzon Eğitim Enstitüsü’nün ilk müdürü Kemal Ülker’di. Ülker, 1975 yılına kadar bu görevini sürdürür. Okulda başlangıçta; edebiyat ve fen alanlarında geleceğin öğretmenleri yetiştirilir. Okul 3. eğitim döneminde Fatih Eğitim Enstitüsü adını alır. Fatih Eğitim Enstitüsü, dönem dönem toplumsal olaylara da sahne olan bir okuldu. 68 Kuşağı’nın devrimci rüzgârları Trabzon’a da ulaşmıştır. 1968’de 22 gün süren öğrenci boykotu nedeniyle okul bir süre eğitime ara verilir. 68 Kuşağı’yla yükselen toplumsal muhalefet bu okulda da yankı bulur. TÖS başkanı Fakir Baykurt öncülüğünde başlatılan &ldquo... Devamı

Kıyı'nın 281. sayısı yakında çıkıyor....

2013-01-05 22:29:00
Kıyı'nın 281. sayısı yakında çıkıyor.... |  görsel 1

  Bu Sayıda   Ahmet Özer - Nâzım Hikmet 111 Yaşında........................1   Remzi İnanç - Doğan Öz’den Kalan….............................2 Cemal Gürlek - Eleştirme... Niçin,  Nasıl?........................4 Ruhi Türkyılmaz - Paris ( Şiir)..........................................5 Attila Aşut - Yeni Yılın Eşiğinde..........................................6 Hüseyin Atabaş - Geçen Zamana Karşı….....................10 Mehmet Yaşar Bilen - Dincer Günday’dan Bir Ergin Günçe Kitabı........................................................13 Hürol Taşdelen - Bir Zamanlar Ankara’da Edebiyat Dergileri...............................................................14 İlkiz Kucur - Menekşe (Şiir)..............................................17 Arzu K. Ayçiçek - Elma Dersem (Şiir).............................17 Çiğdem Ülker - Gülseren Engin’le “Ağlama Smyrna Döneceğim” Üzerine..........................................................18 Nusret Kemal Otyam - Göçmen Kuşlar Uçarken (Şiir).20 Ertuğrul Özüaydın - Şiirler................................................21 Hikmet Aksoy - Karikatür...................................................21 H. Ertan Tokinan - Hâlâ (Şiir)............................................21 Ümit Tarı - Takvimlere Yolculuk...........................................22 Vedat Yazıcı - Çakalı Boynuna (Şiir)..................................23 Nikos Gatsos - Çeviren: Baki Yiğit....................................24 Kadir İncesu – Atardamar / Şiirin Uzun Yolculuğunda Refik Durbaş.........................................................................25 Mustafa Reşat Sümerkan - Fotoğraf..............................39 Dr. Mustafa Duma... Devamı

Ali Mustafa- Çocukluğa Uçurtma

2013-01-03 22:04:00
Ali Mustafa- Çocukluğa Uçurtma |  görsel 1

Ali Mustafa (solda) "Çocukluğu Uçurtma" günlerinde ...1969 çocukluğa uçurtma kardeşler gökyüzünün telli duvağına yakalandım küçüldükçe yaslasaydım düşlerimi keşke börtü böceğin çiçeğin uğultusuna beş  adımda beş taş bilyelerimi kaybettim saklanmıştım  güneşe moraların morarma mevsimi bir aşka durmuş ellerimi unutmuşum derinden derine çimen kokusu karıncaların göç yolları gözlerim yuvasından uçurduğum kuşlar affedin beni düşlerim gökyüzü karaağaçların karaltısında usulcacık bir dere olsaydım aksaydım kağıttan kayıklarımla beni bekleyen denizlerime kemeraltı’nda kumaş kokularına sinmiş kara önlük günleri kaybolduğum sokaklardan adsız çocuklara bir gönderme eğri büğrü yollarında çömlekçi’nin bir alfabelik koşu burdan ötesi sınır boyları hayatımıza dair ne varsa dikenli tellere takıldı mintanım kış günü içim ısınsın anlat bana ey çocukluk unutma mevsimini kiraz ağaçlarını gövdesine yaslandığım kızılcık belleğin rengi hatırladıkça denize doğru uzansaydım gam yemezdim sevseydin beni sokakları azımsama yıkılan evleri boydan boya arafilboy kentlere dair aşklara boyun eğmişim tuğram bozuk trabzon adımla unuttuğum kent kalbimin yarısı kurtarılmış bölge ocağına düşmüşüm ey hayat ey şiir çocukluğa uçurtma          ali mustafa *Kıyı, Ocak-Şubat 2009, Sayı: 206   ... Devamı

ali mustafa- sondan önceki bahar

2009-01-13 01:06:00

sondan önceki bahar   sondan önceki baharda eşitlenmiş düşler dünyanın bütün nehirlerine: “kardeşçe hayat” hücre kuş sesleri kar aydınlığı “hayata dönüş” hemşin’de hem şiir hem bahar deniz anne rüzgar baba hücre oğul ne kalır geriye dağlı bir çalgıya üflenen son nefesten son mektup tabuta ilişik kırmızı türküler hayat yoldaşları hatırlayınız yas ülkesinin çocukları sondan önceki bahara gömüldüler ali mustafa ... Devamı

ali mustafa-kitaplaşmamış şiirler

2008-04-29 11:44:00

 ALİ MUSTAFA'NIN KİTAPLAŞMAMIŞ ŞİİRLERİNDEN           ÖRNEKLERDÜŞ KANATLI KARINCALARbir kentin bırakıldığı yerde     bir büyükanne ölür     üşür masalların sıcak koynu     baş ucunda üç dudak kıpırtısı     sonrası bir taşın yalnızlığıbir kentin bırakıldığı yerde     çocukluktan kopup gelen tel çemberle     kar yağar boyna oyuncakların üstüne     kuşlarla bölüşülmüş ekmek sonrasıbir kentin bırakıldığı yerde     pencerelerden sokaklar dolar içeri     geçen günlere bir gönderme     güz sonrası ağaçlar gibi     çırıl çıplak bir ömür sonrası     bir kentin bırakıldığı yerde      duvarlarda siyah beyaz fotoğrafın sesi      bakır tabakalara oyulmuş aşklar sonrası      yaşandığı kadar yaşanmış bir hayatbir kentin bırakıldığı yerde      düş kanatlı karıncalar uçuşur şimdiDEPREŞEN AĞUSTOS'UN ELLERİNDE-kimse var mı ordaorda depreşen ağustos'un ellerine kaptırmış saçlarınıupuzun kesmeye kıyamamış sevdalı günlere doğru uzatmışşimdi taş toprak demir beton yığınlarına karışmış ömrükapısını çaldığı evi her gece sıcaklığına uzandığı yatağıyıkımcı bir ağustos gecesinin çöküntüsüne bulanmış  -kimse var mı ordaorda çocukların düşlerine beton parçaları yağmışbir daha yaz oyunlarına taşınmayacak cıvıltılarısalıncaklar üç tekerlekli bisikletler alfabelerrenkli kalemler öğretmenim öğretmenim diye seslenmelerannesiz babasız kardeşsiz bir ülkenin hiç büyümeyecek çocukları-kimse var mı ordaorda yıldızların yakınlığına sığınmışlar yorgan yapmışlar korkuyuevlere taşınan sıcacık ekmek ocakta kaynayan tencere yokzil çalmıyor kapı açılmıyor uçup gitmiş sıcaklığı ... Devamı

ali mustafa-Çağdaş Yangınlar-4-şiirler

2008-04-29 11:41:00

  ÖNCESİZ VE SONRASIZ bütün yollar, yolculuklar senden uzağa kentlerin ışıkları, evlerin sıcaklığı her sabah doğu rüzgarlarında bütün dağlar senden yakına   haritalar uçurumlara açılır yüzünden dilsiz bir ülke geçer bir turna sürüsü geçer gökyüzünü yitirmiş bütün diller senden uzağa   bir sen misin böyle kimliğini yitirmiş, aşksız ve adressiz kasketinden güneş geçmez üşüyen bir hayat geçer   bir sen misin böyle sesin diken tellerde sözcüklerin en yaralısı göçmenlik gelip konuştur dilinin bir kıyıcığına   SÖZCÜK EMZİREN   sözcük emziren ana süt veriyor yaşama büyütüyor çocuğunu ak kağıttan beşikte TANIK ŞİİR  yakılmış sözlerle geldi derin sürülmüş ekin toprağına zamana tanık elleri araladı kabuğuna sinmiş günleri   dilleri yılların örgüsünde direnen çiçekler açardıyürüdü alevlerin ortasınaısıdan sözler sundu                                       YİTİK YAZ   kıyılara vardık yitik yaz burası denenmiş bıçaklı suların tadı ellerimizi uzattık sundu küllerini bu ölüm kapılar aralanınca   bekledik eşiğinde kuşatılmış gecelerin gövdesi hasret yüklü yelkenlileri inenleri kucakladık yüreğimize gizlenerek yaşadıklarımızın bir kıyısına ayrılık yaz   hayat derin solumalarıyla ellerimizde geride bıraktığımız savrulmuş günler sonra ayrılıklara dağıldık azar azar böyle sürmez sevdiğim mevsimler de değişir   çocukluğumuzu kuşandık bu gece yarım kalmış öykümüzü konuştuk çay içtik unutulmuş deniz deminde Tanığız durulan sulara yazı getirecek   düşlerde kaldı sevdalar çok uzağız yürüdüğümüz yollar boylu boyunca kırgınlık silinir iz geçer unutuşun üzerinde sular anlatır bizi kıyılarda kalanlara YURDUMSUN   eriyen güneşinde geceye düşen cemresinde pamuk toplar ellerim... Devamı

ali mustafa-Çağdaş Yangınlar-3-şiirler

2008-04-29 11:26:00

    KENDİ DİLİNCE BİR AŞK   ve orada öpmüştüm seni içimizden akışan sıcaklığı bir kedicikten başka                                  kimsecikler görmemişti   ne yapı işçileri ne sokaklardan gelip geçenler adımızı kim olduğumuzu bilmeyen                                  o merdiven başı tanık   sözler unutulmuştu dilsiz bir anı yaşıyorduk               İNCELİKLER ŞARKISIbiz hep hayatın en ince yerlerine tutunduk avuçlarımızdan kayıp gitti yaşananlar oysa bu şehrin delişmen, huysuz ışıklarında                                             düşler gibiydik dağ başlarından akışıp gelen ırmaklar gibi                                             yaşamak istedik                                             yaşamak   inadına yaşamak varken aşkı ve kederi biz hep hayatın en ince yerlerine tutunduk tırmandıkça kayıp düştüğümüz uçurum bir kıyısına tutunduğumuz düşlenişler biz bıraksak bırakmazdı hayat kaçıp gitmek v... Devamı

ali mustafa-Çağdaş Yangınlar-2-şiirler

2008-04-29 11:23:00

      DÜĞÜNCE GÜNLER   düğünce günleri evlerin atlılar önü bıçak kaynaşması ses olur yontulur güneşten söylenir sevda türküleri   yıkımcı çağrısı gecenin acı olur doluşur dillere üç atlı kara cepken kuşatılı giz olur akar denizlere   dalgalar kucaklar kıyıları yaklaşan nedir usulca yıldızlar bağlanır yatağında yiter sözler dillerde   yüreğimizde işlemeli mendil sonsuza taşır hüzünleri ölümse izleyen ıssızda kaynayan yaşamdır ellerde   ölümsüz sudur akar akar koytaklarda ellerimizden uzak çobanlar içer sürüler içer sevdalılar bulamaz sesini        ELLERİMİZ GÜNIŞIĞI   süzülecek gün ilmeği emek üzeri gözakı işleme kilimlerle döşeli odamıza   ellerimizde günışığı yaşamanın sevinci sunacak gülüşünden bir tutam çiçek   zaman sevdalı sözlerle örüyor yaşanılanı düşüncemize içimizde yer açıyor kendine gelecek günler   şimdi mutluluğa               daha da                           üretken ellerimiz         EMEKLE YAŞIT   emekle yaşıt bir imece bu ekin veriliyor derinlere yürekte boy veriyor uçlar insanla yaşıt bir sevda bu   günden geceye eklenirler toprak elleri toprak yürekleri toprakla yoğrulmuş hamur ömürleri &nb... Devamı

ali mustafa-Çağdaş Yangınlar-1-şiirler

2008-04-29 11:17:00

        ALİ MUSTAFA'nın      ÇAĞDAŞ YANGINLAR      adlı şiir kitabından seçilmiş şiirler       ( Ali Mustafa ,Çağdaş Yangınlar,Şiirler,Cem Yayınevi,        İstanbul,1992 )            ÇAĞDAŞ YANGINLARbiraz dakerem olduğumuzdandırsökülüp sökülüp dokunması acılarınveyangınlarda bitivermesi geceninbiraz da ulaşılmaz olduğundandırayaklandırması dağları ferhat'ınve günün türkülerle başlayıvermesibiraz daçağdaş yangınlar olduğumuzdandırçelik ışıltılar verilmesi ömrümüzeveyaşananların dönüşüvermesi dirence          AYRILIŞIN VE UNUTUŞUN DİLİYLE   ey yıldızları ve denizleri bir solukta geçiveren kalbimdüştüğün bozkırda hasat sonu ateşleriyle tutuştunyüzünde ve odalarında fırtınalar kopan sevgilimişte yan yanayız kalbimizin haritaları açıkbu denizler gidilir bu gemi aşar bu maviliklerigüvertesinde hüzünler kederler ve aşklar   bozkırdan bozkıra bir düğüm çözülür mü çözülür sesler ışıklar arasından geçilir mi geçilir   soluk soluğa içimizdeki uçuruma vardık orada dur ve düşün kendine doğru koşuyorsun   günü tükettik gecelerin birbirine eklendiği yerde ellerini tutsam dünyanın bütün sıcaklıkları   gözlerinden ayrılınca gözlerim kör olurum yaklaş biraz bütün sözcükler ayaklandı dilimde   sokul yanıbaşıma büsbütün yangınlar içindeyim şimdi o yanımdan ateşlerden öp beni dudakların yansın   artık sokakların uğultusundan bu aşk bize kalan ayrılışların ve unutuluşların diliyle   bu şehrin ortasında tutuşur bütün yaşadıklarımız geriye bir avuç kül kalır nereye savrulsa ordayız         BEŞİK   sallanıyor beşik toprak yoğuran yürekten yün eğiren elden hız alarak bir acıya bir sevince yas... Devamı